izzet's profileLA İLAHE İLLALLAH MUHAMM...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULULLAHRabbim Allah, Dinim İslam, Kitabım Kur'an-ı Kerim, Peygamberim Hz.Muhammed (S.A.V.) Mü'minim, Müslümanım El-Hamdülillah |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Public folders ![]() 3D Mekanlar Mekke Medine
![]() Adım Müslüman
![]() Allaha İman; Önce La İle Başlar
![]() Allah'a Kul Olan; Kula Kulluktan Kurtulur
![]() Allahtan Başka İlah Yoktur
![]() Ayetler
![]() Baş Örtüsü Farz'dır.
![]() Bismillah Her Hayrın Başıdır
![]() Cehennem Ateşine Ne Kadar Yakınsın
![]() Din Sadece İslamdır
![]() Ebu Hanife; Numan bin Sabit (R.A.)
![]() En Büyük Mucize; Kur'an-ı Kerim
![]() Hayat İman ve Cihaddır
![]() Haydi İslama, Haydi Kur'an ve Sünnete...
![]() Her Şey İslam İçin
![]() Hicri Yılbaşı
![]() Hidayet İstiyorsanız; Kur'an-ı Araştırın.
![]() Home page photos
![]() Hoş Geldin Ya Resulellah (S.A.V.)
![]() Hüküm Ancak Allahındır
![]() İslami Videolar
![]() İzzet Öztürk
![]() Kahrolsun İsrail ve ABD
![]() Kitabım Kuran
![]() Kur'an-ın Gölgesinde Bir Hayat
![]() Mehmed Alagaş'ın Kitaplarından Örnekler
![]() Mehmet Akif Ersoy
![]() Mekke ve Medine; İki Eşsiz Hazine
![]() Namaz; Mü'minin Miracıdır.
![]() Nefs Ve Şeytanı Düşman Bil
![]() Ölmeden Önce, Kendimizi Hesaba Çekelim
![]() Önderim Hz Muhammed SAV
![]() Oyunlar
![]() Sadece Akıl İle Cennet Olmaz
![]() Tevhid
![]() Tire Hafızları Toplu Halde
![]() Tüm Zalimlerin Dikkatine
![]() Zehranın Gözleri
İlim Öğrenmek; Kadın-Erkek Her Müslümana Farzdır.
Her Şey İslam İçin
İSLAMİ ŞİİRLER
|
İslam mı Laiklik mi?İnsanın insan üzerindeki tahakkümünü kırmak, hepsine eşitlik esasına uygun davranarak, ilâhi kanunların güzelliği ve adaleti altında toplamak için Allah, rasullerini göndermiştir. Bütün peygamberlerin getirdiği mesaj aynıdır; "... Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka ilahınız yoktur" (11/50, 7/59) Allah rasulleri değişik kavimlere, değişik zamanlarda gelerek onları ilâhi rehberliğe davet etmişlerdir. (16/36, 28/47, 35/24, vb.)
Laik devlet ise, ilâhi rehberliğe başkaldıran bâtıl bir yapı veya siyâsi organizasyon olduğu halde bir müslüman tarafından benimsenebilir mi? "Gerçekten sizin Rabbiniz o Allah'tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. (O) geceyi, durmadan kovalayan gündüzle bürüyüp örter; Güneş'i, Ay'ı ve yıldızları buyruğuna boyun eğmiş vaziyette (yaratan O'dur). İyi bilin ki yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur." (7/54)
"Hüküm yalnızca Allah'ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir..." (12/40) Madem, ki, "yaratmak da, emir de", "hüküm" de "yalnızca Allah'a aittir." Meşru olan, müslümanın gözü gibi korumasına layık olan devlet de bu temel esası kabul eden, bunu ilke edinen ve teşkilatlanmasını, hukuki düzenini bu esasa göre kuran devlet olmalıdır. Mâlik ve hükmedici olarak Allah dilediğine yeryüzünün yönetimini verir. "De ki; Ey mülkün sahibi Allah'ım, sen dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip alırsın..." (3/26) "Rabbinden size indirilene uyunuz, O'ndan başka (öyle isimlendirilen) velilere (dostlara, yardımcılara) uymayın..." (7/3)
Allah'ın emirlerine uymayan, O nun hükümleriyle hükmetmeyenler Kur'ân'da kâfirler olarak isimlendirilmektedir: "Kim Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezse, işte onlar kâfir olanlardır." (5/44) "Allah ile birlikte başka ilahlar edinme, yoksa kınanmış ve kendi başına (yapayalnız ve yardımcısız) bırakılmış olursun. Senin Rabbin yalnız kendisine kulluk (ve itaat) etmenizi emretti" (17/22-23)
Bu âyetlerde, Kur'ân, Allah'ın siyâsi ve hukuki hükümranlığı kavramını açıklamaktadır.
İzzeti Yanlış Yerde Aramak Mehmet Pamak
Şeytan ve DostlarıALDATICI VE ALDANANLAR İnanç sistemimize göre İslam Dinini; Allah göndermiştir. Sahibi, koruyucusu O’dur. Kur’an-ı Kerim’in nihai vahiy olduğuna iman eden bir insan, iman ve ibadetinde bu vahiyle mükelleftir. Bunun dışına çıkarak insani veriler ve tecrübelerle veya isteklerle yapacağınız her türlü değişiklik (bid’at) İslam olmaz, ancak sizin dininiz olur. İslam dininde iman ve ibadet bahsinde Allah ve peygamberden başka kimse de yetki yoktur. İnanmamakta hürsünüz; ancak inanıyorsanız, Hakk kaynaktan size intikal ettiği şekilde uygulamakla mükellefsiniz. Hem inanıp hem de istediğim şekilde ibadet ederim diyorsanız… O İslam’a ait bir farz olmaktan ziyade size has bir tarz olarak nitelendirilebilir; fakat dinin farzı böyledir şeklinde bir dayatmada bulunursanız, bu apaçık Allah ve peygamberinin hukukunu çiğnemektir. Kitap olarak Kur’an-ın kabul edilmesine rağmen, Kur’an-ın yaşamsal boyutunu inkar eden küfre girmiştir. Yaşam denen olgu, şu basit hayattan ibaret değildir. Kesintisi olmayan, mükafatların ihsan edildiği ya da eşi benzeri olmayan şiddetli azap ile cezalandırılmak üzere Alemlerin Rabbine dönüş (ölüm) de yaşamın bir başka boyutudur. İstikametin hakikati, ikrardan sonra karardır. Yoksa ikrardan sonra firar değildir. Kur’an-ı Kerimi dikkate alan mü’minlerin şeytan ve dostlarını apaçık birer düşman olarak bilmeleri ve onlara karşı uyanık olmaları gerekmektedir. Şayet düşman olarak bildirilen ve düşman olarak bilinmeleri gereken aldatıcılar, cahili değer ölçüsüne göre dost kabul edinilmiş ve onların telkinleri ile adlanılmış ise, bu müstekbirleri veya aldatıcıları suçlamanın bir faydası yoktur, suçlu, aldatıcıları dost kabul eden, saf iyi niyetli insanlarımızdır, suçlu, aldanan insanlarımızdır. Nitekim, cehenneme yalnız aldatıcılar değil, ilahi vahiy ile uyarılmalarına rağmen aldananlar da girecektir. Bu konuyla ilgili sure ve ayet numaralarına bakılması rica olunur. 2 Bakara Suresi; 165, 166, 167 7 A’raf Suresi; 38 14 İbrahim Suresi; 21 33 Ahzab Suresi; 66, 67 37 Saffat Suresi; 27, 28 38 Sa’d Suresi; 59-61 40 Mü’min Suresi; 47, 48 Müstehcen Siteler HaramdırMüstehcen resimler ve görüntüler
Soru: Hocam, internetteki müstehcen site ve resimlerden kaç kez uzak durmaya çalıştım. Her seferinde söz verdim. O tür kadınları dışarda görsem tiksiniyorum, dönüp bakmıyorum bile elhamdülillah. Fakat yine de kendime mani olamıyorum. Bu konuda bana nasihat eder misiniz? CEVAP: Aziz ilim talibi, Müstehcen resimler ve görüntüler, 1. İnsanın içindeki iyilik hücrelerini öldürür. 2. Şehvetini azdırır. 3. Meleklerimizin moralini bozar ve bize dua etmelerine engel olur. 4.İnsanın kendisine karşı saygısını azaltır. 5. İradesine karşı güvenini sarsar. 6. Hafızayı zayıflatır. 7. Kalbi meşgul eder ve kararmasına yol açar. 8. Şehvet, insana verilmiş emanettir. Emanete sadakat gerektir. Şehvet emanetini meşru yollardan tatmin etmek gerekir. Bunun en güzel yolu da evliliktir. Gençlere bir an önce evlenmelerini, zamanı gelmiş evliliği dünyevi gerekçelerle ertelememelerini tavsiye ederim. Size de... Bu tür kerih görüntüler, ileride gerçekleşecek evliliğin gizemini de azaltır. Bütün bu zararları göz önünde tutunca alk-ı selim bu tür kerih görüntülerden ve müstehcenlikten uzak durmayı emreder. Siz de irade sınavında bu savaşı kazanmak için gayret edin. Bunun bir iç cihad olduğunu unutmayın. Rabbim, nefsi emmarenin kötülüklerinden hepimizi korusun.
Değerli kardeşim ; Allah yar ve yardımcımız olsun.
Kulluk Kime?63- O gün azab üzerlerine hak olanlar: "Rabb'imiz, azdırdıklarımız şunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten, aslında bize tapmıyorlardı" derler. 64- "Koştuğunuz ortaklarınızı çağırın " denir; onlar da çağırırlar. Ancak kendilerine cevap veremezler; cehennem azabını görünce doğru yolda olmadıklarına yanarlar. Bu ilk soru, azarlama ve kınama amacı ile yöneltilmiş bir sorudur. "Benim ortağım olduğunu iddia ettikleriniz nerededirler?" Aslında yüce Allah o gün sözü edilen ortakların var olmadığını, dünya hayatında onlara uyanların bu gün onlar hakkında bir şey bilmediklerini ve onlara ulaşma imkanına sahip olmadıklarını biliyor. Fakat bu soruyu yönelterek onları şahitlerin huzurunda rezil-rüsva ediyor. Bu yüzden soru sorulanlar cevap vermiyorlar. Çünkü bu soru sorulurken cevap verilmesi hedeflenmiyor. Onlar da cevap yerine, peşlerinden gelenleri saptırma ve Kureyş kabilesinin önde gelenlerinin kendilerine uyan insanlara yaptıkları gibi kendilerini izleyenleri, Allah yoluna girmekten alıkoyma suçundan sıyrılmaya çalışarak şöyle diyorlar: "Rabb'imiz, azdırdıklarımız şunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten, aslında bize tapmıyorlardı." Rabb'imiz biz onları zorla saptırmadık. Çünkü onların kalplerini etki altına alacak, onların duygu ve düşüncelerine egemen olacak bir güce sahip değiliz. Onlar kendi istekleriyle ve severek yoldan çıktılar. Nitekim biz de hiçbir zorlama olmaksızın kendi isteğimizle sapıklığa daldık. "Onlardan uzaklaşıp sana geldik" Onları saptırma, yoldan çıkarma suçundan uzaklaştık. "Zaten, aslında bize tapmıyorlardı" derler. Heykellere, putlara, senin yarattığın herhangi bir varlığa kulluk ediyorlardı. Biz kendimizi onlar için ilahlık pozisyonunda görmedik. Onlar da bize kullukla yönelmediler. "Koştuğunuz ortaklarınızı çağırın" denir. Onları çağırın ve onları izlemekten kaçmayın (!) Onları çağırın ki, size cevap versinler, sizi kurtarsınlar. Çağırın onları, işte bugün, onların işe yarayacakları gündür. (!) Zavallılar, onları çağırmanın hiçbir şeye yaramayacağını biliyorlar ama zorla emre itaat ediyorlar! "Onlar da çağırırlar ancak, kendilerine cevap veremezler." Kasas Suresi Allah İle Beraber Başka İlahlar mı?Müşriklerin yüce Allah'ı bir yana bırakarak taptıkları bu düzmece ilahlar putlar olabilir, melekler ya da cinnler olabilir, Allah dışındaki başka ilahlar olabilirler. Hiç kuşkusuz yüce Allah herşeyi biliyor. Fakat yine hepsi biraraya getirildikleri bu büyük alanda sorguya çekiliyorlar. Bu soruşturmada teşhir etme, rezil etme ve azarlama amacı vardır ki, bu bile başlıbaşına korkunç bir azaptır. Düzmece ilahların cevapları yüce Allah'a sığınmak, yapılan iftiranın yakışıksızlığını açıklamak ve "ilahlık" iddiası karşısında ilgisizlik belirtmek olur. Onlar yüce Allah dışında dost ve yandaş olarak sayılmış olmayı bile içlerine sindiremediklerini söyleyecekler ve bütün suçu kendilerini putlaştıran inkarcı cahillerin üzerine yıkacaklardır. Okuyalım: "Düzmece ilahlar derler ki, `Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin! Senin dışında başka korucular ve dayanaklar edinmek bize yakışacak bir tutum değildir. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimetler verdin ki, sonunda seni anmayı unutarak yokedilmeyi hakeden bir topluluk oldular." Bu uzun süreli ve miras yolu ile gelen nimetler, nimetlerin bağışlayıcısını tanımayan, O'na yönelmeyen ve şükretmeyen bu nankörleri azdırmış, nimetlerin sahibini hatırlamaktan alıkoymuştur. Böylece kalpleri çoraklaşmış, kurumuştur. Tıpkı ne bir hayat, ne bir bitki ve ne de meyva içermeyen çorak bir toprak gibi. Aslında bu kimseleri tanımlayan kavram "yok olmak" anlamındadır, fakat bu kavramı ifade etsin diye kullanılan sözcük "çoraklık" ve "boşluk" anlamlarını da çağrıştırıyor. Kalplerin çoraklığı ile hayatın boşluğu, hiçliği yani. Modern Cahiliye12- Allah'ı bir yana bırakarak kendisine ne zarar ve ne de fayda dokunduramayan sözde ilahlara yalvarır. İşte koyu sapıklık budur. 13- O, zararı faydasından daha yakında olana yalvarır. Böylesi ne fena bir destekçi ve kötü bir yandaştır. İnanç sistemi mü'minin hayatında değişmez odak noktasıdır. Çevresindeki dünya sarsılır, ama o bu nokta üzerinde değişmeden durur. Olaylar ve etkenler çeker, ama o, sarsılmayan bir kayaya yapışmıştır. Çevresindeki tüm dayanaklar devrilir ama o, devrilmeyen ve yıkılmayan bir temele dayanmıştır. İşte mü'minin hayatında inanç bu kadar önemlidir. Bu yüzden mü'min inanç sistemine yapışmalı, ona dayanmalı, ona güvenmeli, inancında bir sarsıntı geçirmemeli, inanca karşılık bir ödülün beklentisi içinde olmamalıdır. Çünkü inancın kendisi bir ödüldür. İnanç kendisine sığınılan bir korunak, yaslanılan bir dayanaktır. Evet, inanç kalbin ışığa açık olmasının, doğru yolu bulmaya istekli olmasının ödülüdür. Bu yüzden yüce Allah bu kalbi korumak, ona güven vermek için inanç sistemini bahşetmiştir. İnanç bir ödüldür, çevresindeki şaşkınların çaresizliğini, esen rüzgârlara kapılıp gitmelerini, kasırgaların onları savurup atmalarını, bunalımların baskısı altında inlediklerini gördükçe mü'minler bu ödülün değerini kavrarlar. Öte taraftan mü'minlerin inançları sayesinde kalpleri huzura ermiştir. Ayakları güvenle yere basar, vicdanları rahattır. Her zaman Allah'la ilişki içindedirler ve bu ilişkiden mutluluk duyarlar. Ama ayetin değindiği bu gruba mensup insanlar ise, inanç sistemine pazarda alınıp satılan bir meta gözüyle bakarlar: "Eğer işleri iyi giderse hoşnut olur." "Yani ``iman iyidir. Baksana yarar sağlıyor. Sütü arttırıyor, ziraatı geliştiriyor, ticareti kârlı kılıyor, sürümü garantiliyor" der. "Fakat eğer sınav amaçlı bir sıkıntı ile karşılaşırsa yüzgeri eder, sırt çevirir. Böylesi hem dünyayı hem de ahireti kaydeder." Başına gelen musibetten dolayı dünyayı kaybeder, çünkü sabretmez, kararlılık göstermez, bu musibet karşısında Allah'a dönmez. Yüzüstü döndüğü, ahiret inancını yitirdiği, kendisini düze çıkaracak doğru yoldan saptığı için ahireti de kaybeder. Kur'an-ı Kerim'in ifade tarzı, onun Allah'a yönelik ibadetini "bir yol kenarındaymış gibi" şeklinde tasvir etmektedir: Bu ibadet inanca dayanmamakta, bu yüzden o kişi sürekli ve kalıcı olarak ibadet etmemektedir. Kur'an-ı Kerim bu tip insanların ibadetini daha ilk dokunuşta yere yıkılacak gibi dengesiz duran bedensel bir hareket gibi tasvir ediyor. Bunun için bir fitne ile karşı karşıya kalınca hemen yüzüstü yere kapanıyor. Dengesiz durduğu için yere yuvarlanması kolay oluyor. Ticarette kâr-zarar hesabını yapmak doğru ve yararlı bir davranıştır. Ama inanç için böyle bir yaklaşım içinde olmak doğru değildir. Çünkü inanç gerçektir ve sırf bunun için kabul edilir. Aydınlığı ve hidayeti algılamaya müsait bir kalbin olumlu tepkisi sonucu gerçekleşir bu. Zaten böyle bir kalp algıladığı şeye şöyle veya böyle tepki göstermek zorundadır. İnanç sistemi, özünde taşıdığı iç güven, huzur ve hoşnutluk itibariyle kendi karşılığını da beraberinde taşımaktadır. Bu yüzden inanca karşılık dışardan bir başka ödül istenmez. Mü'min, yol göstericiliğine, yakınlığından ve himayesinden duyduğu iç huzura şükretmek amacı ile Rabb'ine ibadet eder. Bunun dışında bir ödül varsa, iman ve ibadetin üzerine yüce Allah'ın kendisine yönelik bir lütfudur. Mü'min ibadet ettiği ilahını denemez. O daha baştan itibaren Rabb'inin takdir ettiği her şeyi kabullenmiştir. Rabbinin kendisini denemeye tabi tuttuğu her şeye teslim olmuştur. Daha baştan itibaren darlığa da bolluğa da uğramayı hoşnutlukla kabul etmiştir. Ama bu, pazarda satıcı ile alıcı arasında gerçekleşen bir alışveriş sözleşmesi değildir. Bu, yaratılmışın yaratıcısına, hakkında karar verme yetkisine sahip, varlığının temel kaynağı Rabb'ine teslim olmasıdır. Fitne anında yüzüstü yere kapanan kişi, kuşkusuz büyük bir kayba uğrar. "İşte apaçık hüsran budur." İç huzurunu, güvenini, kararlılığını, hoşnutluğunu kaybeder. Bunun yanında mal, evlat, sağlık ayrıca yüce Allah'ın kullarını denediği ve hayat için önem taşıyan değerler konusunda da büyük kayba uğrar. Yüce Allah bağlılıklarını, imtihan karşısındaki sabırlarını, uğruna kendilerini adamalarını, kaza ve kederini karşılama biçimlerini denemek için bu konularda kullarını imtihan eder. Musibet anında yüzüstü yere kapanan kişi ayrıca ahireti de kaybeder. Ahiretteki nimetleri, Allah'ın yakınlığını ve hoşnutluğunu kaybeder. Ama ne büyük kayıp! Bir yarın kenarındaymış gibi Allah'a ibadet eden kişi nereye yönelecek? Allah'dan uzaklaşıp nereye meyledecek? "Allah'ı bir yana bırakarak kendisine ne zarar ve ne de fayda dokunduramayan sözde ilahlara yalvarır." İlk cahiliye döneminde olduğu gibi bir heykele, bir puta dua eder, ona yalvarır. Ya da insanların sadece Allah'a yönelmekten, O'nun belirlediği yol ve sisteme uymaktan saptıkları her zaman ve mekanda geçerli olan diğer cahiliye sistemlerinde olduğu gibi bir şahsa ya da yöne veya çıkara ibadet eder. Peki bütün bunlar nedir? Bu, duaların karşılık gördüğü biricik merciden sapmadır: "İşte koyu sapıklık budur." Budur doğru yoldan ve hidayetten uzak olanın en somut ifadesi: "O, zararı faydasından daha yakında olana yalvarır." Bir puta ya da şeytana veya insanoğlundan herhangi bir dayanağa dayanır, ona ibadet eder. Oysa bunların hiçbiri insana zarar veya fayda verme gücüne sahip değildir. Hatta zarara neden oluşturmaları daha yakın bir ihtimaldir. Bu yüzden zararı yararından yakındır. Bu tutumun vicdanda meydana getirdiği zarar; kalbin paramparça olması, çeşitli kuruntuların ve zilletin baskısı altında ezilmesi şeklinde somutlaşır. Ayrıca pratik hayatında da çeşitli zararlara uğrar. Sapıklık ve kaybà uğramanın ardından ahirette göreceği azap da bunu ifade etmesi açısından yeterlidir: "Böylesi ne fena bir destekçidir." İnsana ne zarar ne de yarar dokundurma gücüne sahip olmayan şu zayıf yaratık... "Kötü bir yandaştır." İnsanın zarara uğramasına neden olan... Bu dost ve yoldaşın bir heykel, bir put olması ile birtakım insanların her zaman ve her yerde tanrı ya da yarı tanrı edindikleri bir insan olması farketmez. http://receppiskin.blogcu.com/hac-s-resi-tefsir_2942893.html Seçimler
HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAH’INDIR!!!
Zalimlere Meyletmeyin
Hud Suresi
112.Öyle ise emr olunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.
113.Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.
http://www.diyanet.gov.tr/kuran/arapca.asp?page_id=233
"Sana emredildiği gibi dosdoğru ol."
Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- bu emrin dehşetini ve etkisini ta derinden hissetmişti. Hatta O'nun, bu emre işaret ederek şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hud suresi saçımı ağarttı."
Ayette geçen istikamet kelimesi, itidal yani sağa sola sapmadan belirlenen metod doğrultusunda yol almak anlamına gelmektedir. Bu ise; sürekli uyanıklığı; tedbirli olmayı, yolun sınırlarını daima gözetmeyi, çeşitli yönlere az-çok eğilim gösterebilen insani tepkileri kontrol altında tutmayı gerektirir. Kısacası bu, hayattaki her harekette sürekli tetikte olmayı gerektiren bir durumdur.
"Hiç kuşkusuz Allah bütün yaptıklarınızı görür." Ayette geçen "Basir = görür" kelimesi "Basiret"ten gelir ve bu konuya da son derece uygun düşmektedir. Çünkü bu konu basiretin, güzel kavrayış ve değerlendirişin vurgulandığı bir konudur. Öyleyse ey peygamber, emredildiğin gibi dosdoğru ol; senin yanında yeralan eski sapıklıklarından tevbe etmiş kimseler de öyle olsunlar.
"Sanık zalimlere eğilim, yakınlık göstermeyiniz. Yoksa cehennem ateşi yakalar sizi."
Zalimlere dayanmayın, güvenmeyin. Yeryüzünde güç kaynaklarını ellerinde bulunduran, ellerindeki bu kuvvetle kulları Allah'ın dışında birtakım yaratıklara kulluk yapmaya zorlayan tağutlara, zorba zalimlere dayanmayın. Onlara dayanıp güvenmeyin. Çünkü sizin onlara güvenip dayanmanız, onların işlediği bu büyük kötülüğü onayladığınız anlamına gelir. Bu, onların işlediği büyük kötülüğün günahına ortak olmanız demektir.
"Allah'dan başka bir dostunuz, bir dayanağınız yoktur. O zaman O'nun yardımını göremezsiniz."
http://www.sevde.de/Kuran-Tevsiri/Hud/Hud112-115.htm
Allah'a İman Tağut'u Ret İle Başlar.Tağut nedir?
http://nedir.antoloji.com/tagut/
Mehmed Alagaş'ın Son KitabıKıymetli kardeşim,
Mehmed Alagaş yeni eseri SON'a Son Kala ile bizlere tekrar "selam" verdi.
Sizlerle arka kapak yazısını paylaşıyorum;
"Son yıllarda hızla gelişen olaylar göstermektedir ki, yaşayarak yaşlanan ve küresel ısınma ile ateşi yükselen bir hasta durumuna gelen bu dünya, her geçen gün artan bir ivme ile biyolojik sonuna yaklaşmaktadır. Bu bilimsel realitiye gören fakat kendi hallerine ve yaşantılarına hiç bakmadan dünyadaki bu olumsuz gelişmelerden kaygılanan tüm insanlara 'dünya için üzülmenize, dünya için kaygılanmanıza hiç gerek yoktur' diyoruz. Gerçekten hiç üzülmeyin hiç merak etmeyin ki sizin eceliniz dünyanın eceline bağlı değildir. Çünkü dünya araç insanlar ise amaç olduğu için kalbi bir mutmainlik ile 'bizim ecelimiz dünyanın eceline değil, dünyanın eceli bizim ecelimize bağlıdır' diyebiliriz. Nitekim çok yakın bir zamanda kopacak olan kıyametin asıl hedefi ve asıl nedeni dünya değil, dünya üzerindeki insanlardır.
Küreselleşen emperyalizmin kuşatmasına maruz kalan ve insanlık için kara, kapkara olan bu umutsuz dönem, çok kısa zamanda bazı ayet ve alametlerin açılmıyla başlayacak ve Rabbimizin lutfuyla meydana gelecek olan bu son aydınlanmada insanlar son bir tercihle karşı karşıya geleceklerdir. Kur'an-ı Kerim insanların kaçınılmaz gündemi olacak ve kendilerine göre soyut olan ayetleri inkar edenler Rabbimizin dilemesiyle somutlaşacak olan bu ayet ve alametleri inkar edemeyeceklerdir. Sona son kalanın yaşandığı bu dönemde konuyla ilgili ayeti kerimeleri Rabbimizin lutfuyla sizler de araştırdığınız ve tefekkür ettiğiniz zaman aynı ilahi gerçekliği inşALLAH sizlerde görebilecek ve kıyameti apaçık bir gerçek olarak burnunuzun dibinde hissedeceksiniz."
Tevhidi Yaşayan Bir MüslümanKur'an Algısında Seyyid Kutub Farkını Anlamak "
ALLAH KORKUSU NEDİR?
ALLAH KORKUSUNU ANLAMAK
Önce La Ne Demektir?
LA DEDİM, KISACA ÖNCE LA
FEODAL TANRILARA BAŞKALDIRDIM, YENİ YETME BİR ASİYİM ARTIK
MAZİDE BOYUN EĞDİĞİM SAHTE KUTSALLARI KOLAY OLMASA DA,
SİLDİM DEFTERİMDEN
BİR BİR KAZIDIM SÖKÜP ATTIM, LA DEDİM, KISACA ÖNCE LA
İLK BUYRUĞUNDAN BAŞLADIM, MÜBİN KİTABIN
İMANIMIN SAĞLAMASINI YAPTIM.
TOZUNU SİLKTİM VE OKUDUM; UÇUŞTU SAHTE İNANÇ TOZLARIM
ANLAMAKTAN KORKMADIM.
“EY İMAN EDENLER, İMAN EDİNİZ”
NİHAYET BANA DA ANLAMAK NASİP OLDU, OKUDUM
ÇAMUR OLDUM, YARATILDIM
KAH BİR BALTA OLDUM, İBRAHİMCE PUT KIRDIM
KAH SABRI CEMİLİM RAHMET OLDU RAHATLADIM
OKUDUM, NİCE KUYULARDAN KURTULDUM
NİCE ZİNDANLARIM MEKTEP OLDU
YENİDEN İMAN ETTİM, LA DEDİM, SAHTE KUTSALLARIMA
“HÜVELLAHÜ EHAD”
DAVUDİ BİR SESLE İRKİLDİM.
BANA DA NASİP OLDU; KUR’AN-I KERİM
Duam; Rabbim Allah İçin
Duam
Allah’ım, Allah’ım! Latif ve Habir Allah’ım! “Dinde zorlama yoktur” amenna; İman ile küfür belirlenmiştir, amenna; Sağlam bir yapıya sahip olmak, tağuta küfredip Allah’a iman etmekle elde edilir, amenna. Bu hususu 2.Surenin 256. beyyinesinden öğrenmiş bulunuyoruz, amenna. Ama ne var ki; ‘Allah’a iman ediyoruz’ diyenleri çok olan, fakat tağuta küfredenlerin çoğunlukla yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Allah’ım! Allah’ım! Allah’ım! Muktedir ve Musavvir; Mucib Allah’ım! Dünyamızı ancak Sen sağlam kulpa yapışanlarla tey’id edersin; lutfet Rabbim!...
Latif ve Habir olan Rabbim! Sevgili Resulün Muhammed (A.S.)’ın izinde, fıkhi gayretleriyle çalışır bulduğumuz fakihlere; İbrahim (A.S.)’ın temsil ettiği şirkten arı, hanif ekolünden de inşallah razısındır. Güçleri ve imkanları varken, esaslara yönelmeyen; füruattaki abidliklerle övünen; mümkün olan araştırmalarını durduran taklit hastalarına şifalar dileriz. Onları da, bizleri de sıhhatli (tarik-i müstakımde daim et); nimet verdiklerinin yolunda bizleri muhafaza buyur. Boyunlardaki halkalardan kurtulamadan ölen mukallit insanlarımızın da bağışlanabilmelerini dileriz; zira bilmezlerden olduklarını bile bilmiyor görünümündedirler. Ama onlar, İslam alemindeki tahkik yolunu hayli engellerle doldurmuş bulunuyorlar.
Kendilerini fıkhi eğitimin dışına atmışların; Hind’den, Çin’den, Yunan’dan, Muharref Nasranilikten, Menkıbevi İsrailiyattan devşirilen mistik sayıklamalardan müştekiyiz; onların zanniliklerinden teberri ederiz. Onların İslam dünyasındaki bilmezler kesimine yerleştirdiği çoğu paganist tahribatın vüs’atını ancak Sen bilirsin Sen! Bunların şerrinden Sana sığınıyoruz. Bizleri, cümle kardeşlerimizi ancak Sen korursun.
Amin (Kabul buyur Ya Rabbim!)
Ramazan Bayramı
KAİNATIN YARATICISI VE ALEMLERIN RABBİ YÜCE ALLAH'A SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN! BAYRAM BEREKETİYLE, BOLLUĞUYLA GELSİN, TÜM İNSANLIK İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLSUN. UMUTLU, SEVGİ DOLU NİCE BAYRAMLARA... MÜBAREK BAYRAMINIZI TEBRİK EDER HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLERIM. BU HAYIRLI GÜNDE DUALARINIZ KABUL OLSUN. DUALARINIZI EKSİK ETMEYIN...
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|